Kitap İnceleme 2: Sanatçının Yolu
- Ayça Karaman
- 2 dakika önce
- 4 dakikada okunur
Merhaba,
Ağustos boyunca birlikte Julia Cameron'ın Sanatçının Yolu kitabının ikinci altı haftasını (bölümünü) birlikte okuduk.
Bu yazıyı, kitabı henüz bitirme fırsatı bulamayanlar ya da aramıza yeni katılanlar için hazırladım. İkinci altı haftanın kısa bir özeti niyetine diyelim. Kitabı bitirmiş olanlar için de bir hafıza tazeleme fırsatı olabilir. Ben bile yazarken gözden kaçırdığım birkaç ayrıntıyı yeniden hatırladım. Böylelikle hepimiz aynı sayfada buluşmuş oluruz.
İlk yazıda ilk altı haftayı, yani daha çok geçmişle yüzleşmeyi ve kendi sesimizi yeniden duymayı konuşmuştuk. İkinci yarı ise artık bu sesle birlikte nasıl yaşayacağımıza, üretirken karşımıza çıkan riski, kıskançlığı, kaybı ve başarıyı nasıl taşıyacağımıza odaklanıyor.
Şimdi hafta hafta ilerleyelim.
7. Hafta: İlişkiyi Geri Kazanmak
Yedinci hafta, sanatı "yapmak" değil "dinlemek" olarak tanımlayan bir fikirle açılıyor. Cameron'a göre bir eser bizim icat ettiğimiz bir şey değil, zaten bir yerlerde var olan ve bizim yakalamamızı bekleyen bir şey. Sabah Sayfaları ve Sanatçı Buluşmaları'nı bu yüzden bir "dinleme" pratiği olarak yeniden tanımlıyor.
Bu hafta aynı zamanda "kusursuzluğu aramak" kavramıyla tanışıyoruz. Cameron burada net bir ayrım yapıyor: kusursuzluğu aramanın, işi doğru yapmakla hiçbir ilgisi yok. Aksine, ilerlemeyi durdurmanın bir yolu. Bir cümleyi bitmeyecek şekilde düzeltmeye devam etmek, aslında bitirmekten kaçmanın kibarca gizlenmiş hali. Bunun doğal devamı da risk. Kitap "kusursuz yapmak zorunda olmasaydım ne denerdim?" sorusunu soruyor ve bebek adımlarımızı ustaların bitmiş eserleriyle kıyaslayıp daha başlamadan vazgeçme alışkanlığımıza parmak basıyor.
Hafta, kıskançlık üzerine de güçlü bir bölümle kapanıyor. Cameron'a göre kıskançlık aslında bir korkuyu maskeliyor: kendi hakkımız olan ama cesaret edemediğimiz bir şeyi başkasında görmenin rahatsızlığı. Kitaptaki "kıskançlık haritası" egzersizi, kimi kıskandığını ve bu kıskançlığı somut bir eyleme nasıl çevirebileceğini yazmanı istiyor.
8. Hafta: Gücü Geri Kazanmak
Bu hafta, sanatçının karşılaşacağı kayıplarla (reddedilme, eleştiri, satmayan bir eser) nasıl başa çıkacağı üzerine. Cameron'ın burada söylediği şey çok net: sanatsal kayıplarımızı yasını tutmadan geçiştirdiğimizde bunlar görünmez yara izlerine dönüşüyor ve ileride bizi tıkıyor.
Kitap bu haftada "kayıp maskesi altında kazanç" adını verdiği bir teknik öneriyor: bir kayıpla karşılaştığımızda kendimize "Bu bana nasıl yardım edebilir?" diye sormak. Cameron bunu kendi kariyerinden, Hollywood'u bırakıp bağımsız film yapımcılığına geçişinden örneklerle anlatıyor.
"Yaş ve zaman" bölümü de bu haftanın güçlü kısımlarından. "Bunun için çok yaşlıyım" cümlesinin, aslında acemi olmanın getirdiği rahatsızlıktan kaçmanın bir yolu olduğunu söylüyor. Kırk yaşında oyunculuğa başlayan, yetmişlerinde ilk romanını yayımlayan sanatçı örnekleri var.
Haftanın son kavramı ise "formu doldurmak". Büyük, dramatik bir sıçrama yapmak yerine bir sonraki küçük adımı atmak. Cameron'a göre çoğu tıkanmış sanatçı, hayatını tamamen değiştirmeyi hayal ederken elindeki küçük ama gerçek adımları göremiyor.
9. Hafta: Şefkati Geri Kazanmak
Bu haftanın açılışı bende en çok iz bırakan cümlelerden birini içeriyor: Cameron, tıkanmış sanatçıların tembel değil, korkmuş olduğunu söylüyor. Başlayamamak, bitirememek, bunların hepsinin altında tembellik değil korku yatıyor.
"Şevk" bölümü ise disiplin kavramına eleştirel bakıyor. Cameron'a göre uzun vadede sanatçıyı ayakta tutan katı bir disiplin değil, şevk yani işi bir oyun, bir buluşma olarak görebilme hali.
Haftanın belki de en pratik kısmı "yaratıcılıkta U-dönüşleri" üzerine. Cameron, tam ilerleme kaydettiğimiz anda kendimizi nasıl sabote ettiğimizi anlatıyor: bir teklif gelir ama cevap vermeyiz, bir ders başarılı geçer ama devam etmeyiz. Bunu bir at eğitme metaforuyla anlatıyor. Genç ve ürkek bir atı engellerden geçirmeye çalışan bir jokey gibi kendimize karşı sabırlı olmamız gerektiğini söylüyor.
10. Hafta: Kendimizi Korumayı Geri Kazanmak
Onuncu hafta, yaratıcılığımızı hangi yollarla tıkadığımızı (yiyecek, iş, alkol, saplantılı ilişkiler) dürüstçe listelememizi istiyor. Cameron'a göre bunların hiçbiri kendi başına kötü değil; bizi yaratıcılıktan uzaklaştıracak şekilde kullanıldıklarında sorun oluyorlar.
"İşkolik olmak" bölümü özellikle çarpıcı. Kitap, toplumun işkolikliği bir erdem gibi gördüğünü ama aslında bunun da bir kaçış biçimi olduğunu söylüyor. Yirmi maddelik bir "işkolik olma sınavı" var. Bunu kendi üzerimde denediğimde beklediğimden fazla "sıklıkla" işaretlediğimi itiraf edeyim.
Hafta "kuraklık" kavramıyla devam ediyor: her yaratıcı hayatın kuru, hiçbir şeyin gelmediği dönemleri olduğunu ve böyle zamanlarda bile Sabah Sayfaları'nı sürdürmenin önemini anlatıyor. "Ün" ve "yarış" bölümleri ise başarıyı başkalarının gözünden değil, kendi çalışmamızdan almamız gerektiğini hatırlatıyor.
11. Hafta: Özerkliği Geri Kazanmak
Bu haftanın açılışı, bir sanatçı olarak kendi tuhaflıklarımızı, düzensizliğimizi, farklı zamanlama duyumuzu kabul etmemiz gerektiği üzerine güzel bir bölüm. Cameron, sanatçının parasal güvencesini eserinin piyasa değerine değil, kendi çalışmasına bağlaması gerektiğini söylüyor.
"Başarı" bölümü ise beni en çok düşündüren kısımlardan biriydi: Cameron'a göre başarıya ulaştığımızda bile bir huzursuzluk devam ediyor, çünkü yaratıcılık asla "tamamlanmış" bir yer değil. Bu bölüm, başarılı olduktan sonra bile yeniden başlayan olmaya istekli olmamız gerektiğini anlatıyor.
Haftanın son kısmı "sporun zeni" yani kafadan çıkıp bedene girmenin, düzenli fiziksel hareketin yaratıcı sürecin bir parçası olduğunu anlatıyor. Kendi ihtiyaçlarımla ne kadar örtüştüğünü fark ettim bunu okurken. Gerçekten de çok fazla kafamın içinde kaldığımda mutlaka fiziksel olarak bir şeyler yapmaya çok ihtiyaç duyuyorum.
12. Hafta: Bir İnanç Duygusu Geliştirmek
Kitap, "gizem" üzerine bir bölümle son haftaya giriyor: fikirlerin, tıpkı bir ekmeğin kabarması gibi, karanlıkta ve sabırla beklenmesi gereken şeyler olduğunu söylüyor. Onları erken zorlarsak, tıpkı fırından erken çıkarılan bir ekmek gibi, çökebiliyorlar.
"Hayal gücünün oyunu" bölümü ise yaratıcılığı büyük harfli "Sanat"tan kurtarıp gündelik hayata, hobilere, küçük merak anlarına yayıyor. Cameron'a göre bir bahçeyle uğraşmak veya bir odayı yeniden düzenlemek bile yaratıcı dürtünün bir biçimi.
Kitap son olarak "kaçış hızı" kavramıyla kapanıyor ve iyileşmekte olan bir sanatçının, tam ilerleme kaydettiği anda karşısına çıkan "test"lere karşı dikkatli olması gerektiğini anlatıyor. Bu bölümü okurken kendi çevremde de buna benzer anları düşündüm; ilerlediğimizi hissettiğimiz anda bir kuşkucu ses her nasılsa devreye giriyor.
İkinci Altı Haftaya Dönüp Baktığımızda
İlk altı hafta bize geçmişimizle yüzleşmeyi, kendi sesimizi bastıran katmanları fark etmeyi öğretmişti. İkinci altı hafta ise artık bu sesle birlikte nasıl yürüyeceğimize odaklanıyor: risk almayı, kaybı taşımayı, kıskançlığı çözmeyi, başarıyla sağlıklı bir ilişki kurmayı.
Cameron'ın kitap boyunca ısrarla vurguladığı bir şey var: hiçbir aşamada "artık bitti, tamamen iyileştim" demiyoruz. Sabah Sayfaları ve Sanatçı Buluşmaları on iki haftalık bir kursun ödevi olmaktan çıkıp, kalıcı birer alışkanlık haline gelmesi gereken şeyler.
Kitabı bitirdiğimde geriye şu soru kaldı: On iki hafta boyunca öğrendiklerimizi, kurs bittikten sonra da sürdürebilecek miyiz?
Sen de bizimle okuduysan, ikinci yarıda hangi hafta seni en çok durdurdu, merak ediyorum. Eğer sen de bizimle okumak, düşünmek ve tartışmak istersen, her zaman aramıza katılabilirsin.
Aramıza katılmak için buraya tıkla. Not: Kitabın baskısına göre başlıklar çeviri nedeniyle değişiklik göstermektedir.



Yorumlar